26.03.2014

Mehmet İstif Direniyor.

Arkadaşlar, dostlar sürekli mesaj atıp durumum hakkında bilgi istiyor. Bilgilendirme amaçlı sağlık durumum hakkında detaylı bir açıklama yapma ihtiyacı duydum dostlar.

Öncelikle 8 aydır süren tedavimin 3-4 ay daha sürecek. Dilim damağıma yapıştığı için kullanma yüzdem %0. Uzun süre yoğun olarak ışın tedavisi aldığım için çenem eklem yerlerinden kaynadı ve hareket ettiremiyorum. Dilimin heryanı kist ve irin kaplı. Çenemin sol altında oluşan 3 delik sürekli akıntı yapıyor ve maalesef kanser oraya yayılmış durumda. Boğazım ve boğazımdan geçen 3 damar tıkanmış durumda bu nedenle nefes alamıyorum ve her an acil ameliyata alıp nefes almamı sağlayacak bir delik açabilirler.çenemin alt sağ tarafında 7-8 tane küçük kist oluştu. Kısacası dostlar vücudum iflas etmek üzere. Ama yüreğim ve zihnim dimdik ayakta.

Yarın saat 10:30 da savcılıkta ifade verecek ve bibergazı davası başlamış olacak. Tek isteğim bu davada gazı mahkum etmek.
(Mehmet İstif) 

19.01.2014

28-29 Kanunusani, Onbeşlerin katli.

 

22 Aralık'ta, ulusal kurtuluş savaşını sosyal kurtuluşla tamamlamak üzere Bakü'den 
başladıkları yolculukları sırasında devletin en üst yöneticilerinin ortaya koyduğu 
bir mizansanle 28 Ocağı 29 una bağlayan gece Trabzon açıklarında, 
Karadeniz'in karanlık sularında vahşi bir şekilde katledilen 
Mustafa Suphi ve ondört yoldaşının anısına...

1921 
  Kanunisani 28 
    Karadeniz
         Burjuvazi 
Biz 
Onbeş kasap çengelinde sallanan
Onbeş kesik baş
Onbeş arkadaş 
Yoldaş
Bunların sen isimlerini aklında tutma
fakat 
28 Kanunisaniyi unutma..."

6.01.2014

Berkin Elvan direniyor


Gezi Parkı eylemlerinde evinden ekmek almak için çıktığı sırada polisin attığı gaz kapsülüyle başından yaralanan ve komaya giren  Berkin Elvan 15 Haziran 2013 tarihinden beri uyuyor.
Berkin 15 yaşına uyuyarak girdi.
Berkin yaşıyor, direniyor. Abdullah, Mehmet, Ethem, Ali İsmail, Medeni, Ahmet ve Hasan Ferit için yaşıyor, direniyor. Donarak ölen bebek için, buz saçağı başına düştüğü için ölen çocuk için, Van’da ölen kardeşleri için, Roboski’de katledilen çocuklarımız için, sokakta bulup oyuncak sandığı el bombasının patlamasıyla hayatını kaybeden çocuklar için Berkin yaşıyor ve direniyor.

İGD 38 YAŞINDA

İGD 38 YAŞINDA

İlerici Gençler Derneği, 5 Ocak 1976'da kurulmuştur. 80 döneminin en büyük gençlik örgütlerinden birisidir. "Yolumuz İşçi Sınıfının Yoludur" sloganı temel sloganlarıdır. O dönemdeki diğer gençlik örgütlerinden en büyük farkı işçi sınıfı öncülüğünü benimsemesidir. 6 Kasım 1979 yılında Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından resmen kapatılır.

15.11.2013

UNUTMADIK KASIM AYI KAYIPLARIMIZ




İSMAİL BİLEN, MUSTAFA HAYRULLAHOĞLU,
TALİP ÖZTÜRK VE ALİ İHSAN ÖZGÜR YOLDAŞLARIMIZI
U N U T M A D I K...

İSMAİL BİLEN (Marat, Laz İsmail),
1902’de Rize’de doğdu. İstanbul tersanesinde motor makinistliği yaptı ve mütareke yıllarında çeşitli eylemlere katıldı. 1922’de Türkiye Komünist Partisi’ne girdi; KUTV’de eğitim gördü.
1925 li yıllarda Adana'da işçiler arasında örgütlenme faaliyetlerinde bulundu. 1928’de partinin İzmir’de örgütlenmesi için çalıştı. 1929 tevkifatında yakalandı ve yargılandı.
1933’te Moskova’ya gitti ve yaşamının sonuna dek bir daha ülkesini göremedi.
Komintern’de çeşitli görevler üstlendi. 1960’lı yıllarda parti merkezinin Doğu Almanya'da faaliyet yürütmesine Zeki Baştımar ile birlikte önayak oldu.
1951 tevkifatından sonra yurt içi kadrolarının büyük kısmını yitiren partinin varlığına temel teşkil eden isimlerden biri olma işlevini sürdürdü. 1973 yılında Zeki Baştımar’ın ölümünün ardından genel sekreterlik görevini üstlendi. TKP’nin “ATILIM” döneminin mimarı oldu
12 Mart’ın ardından gerek yurtiçi gerek yurtdışında TKP’ye yönelen kesimlerin partiye katılmasında ve böylece partinin yeniden güçlenmesinde rol oynadı.
1983 yılında yapılan 5. parti kongresi ile genel sekreterlik görevinden ayrıldı ve sembolik bir işlevi olan parti genel başkanlığı görevini üstlendi. Bu kongreden birkaç gün sonra 18 Kasım 1983’te Berlin’de yaşama veda etti.

MUSTAFA ASIM HAYRULLAHOĞLU (Deniz Yoldaş),
Mustafa Asım Hayrullahoğlu 1948'de Diyarbakır'da doğdu. Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde yaptı. Gençlik yıllarından başlayarak sosyalizm mücadelesine katıldı. Fikir Kulüpleri Federasyonu ve Doğu Devrimci Kültür Ocakları'nda çalıştı. TİP'e üye oldu. 1969 Sungurlar direnişine ve bir dizi işçi direnişine katıldı. 15-16 Haziran 1970 eylemi sürecinde "Tekel Gerçek" gazetesinin yayımlanmasında aktif görev yaptı. 12 Mart darbesi ardından gizliliğe geçti. 

7.11.2013

UNUTMADIK CAN YÜCEL ORMANI FİDAN DİKME ETKİNLİĞİ

Unutmadık Fidan Dikme''Etkinligini 100 civarında dostlarımız,
kayıplarımızın aileleri ,üyelerimiz ve Seferihisar Belediyesi Baskanımız
Tunç  SOYER ve ekibiyle 170 Fidan dikerek basarılı bir sekilde gercekleştirdik.
Öncelikle Seferihisar Belediyesi Başkanımız Tunç SOYER'e ve ekibine
teşekkür ediyoruz.Sonra bu etkinligimizin  gercekleştirilmesinde ilk öneriyi
getiren arkadaşımızdan başlıyarak katkıları olan bütün arkadaslarımıza ve
bizi yalnız bırakmayan ve dostlarımıza, ailelere teşekkür ederiz.
Sanırım 14 Aralıkda seçilecek yeni yönetim kurulu bu çalışmayı geliştirecektir.







31.10.2013

AFİŞ


ADINA FİDAN DİKİLECEK ARKADAŞLARIMIZIN LİSTESİ:
(Alfabetik sıra)

1. ABBAS KESKİN
2. ABDULLAH ÇIRAK
3. ABDULLAH KIZILIRMAK
4. ADİL TUNÇBİLEK
5. ADNAN ALTINEŞ
6. AHMET ÇAĞ
7. AHMET ERGÜL
8. AHMET HAKAN
9. AHMET KARADAĞ
10. AHMET KURU

24.10.2013

MUSTAFA KARAKUŞ ANISINA PANEL


İzmir Basmane semtinin geçmişi, MÖ 300’lü yıllara dayanır. Semt agora, kale, burç, sur, han, hamam, türbe ve kitabe, köprü, su kemeri, köşk, ev, konak, cami, mescit, sinagog, kilise, sebil, çeşme, mezarlık, hazire arasta, ulu ağaç gibi kültür varlıkları açısından zengin bir birikime sahiptir.
Basmane’nin en önemli özelliklerinden birisi de 1922 yangınından sonra elde kalan, geçmişin izlerini sürebileceğimiz ender semtlerden biridir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde geçen yıl bölgede bulunan kültür varlıklarını tanıtmak, korumak, koruma bilincini yaygınlaştırmak amacıyla “Basmane ve Çevresi Tarih, Kültür, Sanat ve Arkeoloji, Günleri” başlığı altında fotoğraf sergileri, resim - heykel sergileri, ebru sergisi, uygulamalı sergi, belgesel sinema gösterimi, pandomim gösterisi, sokak tiyatrosu gösterisi, paneller, söyleşiler, Basmane -Kadifekale semt gezisi gibi bir dizi etkinlik gerçekleştirildi.
TC Devlet Demiryolları 3. Bölge Müdürlüğü, İzmir Milli Kütüphane, Kent Gözlemcileri, Kent Yaşam Haber Portalı, Smyrna İzmirliler Derneği, Ege Telgraf gazetesinin desteklediği bu etkinliklerinin organizasyonu içinde Smyrna İzmirliler Derneği kurucusu olan arkadaşımız Mustafa Karakuş’da vardı.
“Basmane ve Çevresi Tarih, Kültür, Sanat ve Arkeoloji, Günleri”nin uluslararası bir içeriğe yükseltilmesi için Mustafa’nın önerileri ve girişimleri olmuştu. Ancak bildiğiniz gibi Mustafa’yı 11 Temmuz’da kaybettik.
Bu yıl ikincisi 22 Ekim – 9 Kasım 2013 tarihleri arasında gerçekleşecek “Basmane ve Çevresi Tarih, Kültür, Sanat ve Arkeoloji, Günleri” kapsamında 6 Kasım tarihinde yapılacak olan panel, sevgili arkadaşımız Mustafa Karakuş anısına yapılacak.

6 Kasım 2013 / Çarşamba
Mustafa Karakuş anısına
Panel
Saat: 14.00
Yer: Agios Voukolos Kültür Merkezi
Konu:
Basmane sohbetleri “Kimler geldi kimler geçti”
Konuşmacılar:
Kemal Ustaoğlu
Ulun Oyan
Sevgi Albasan
Ayla Atay
Ferruh Helvacı
Moderatör: Orhan Beşikçi
 


21.10.2013

DDDD 3. GENEL KURUL



DDDD Fidan Dikme Etkinliği





Derneğimiz, 2 KASIM 2013 Cumartesi günü saat 14 .00 te
Seferihisar Belediyesi ile birlikte  Can YÜCEL ORMANLIGINDA
''DDDD UNUTMADIK Fidan DikmeTöreni" ne  tüm arkadaşlarımızı
ve adlarına fidan dikeceğimiz ekteki  listede ismi bulunan arkadaşlarımızın
ailelerini davet ediyoruz. Bunun icin saat 12.00 de Konak vapur
iskelesinin önündeki belediye otobüs durağından araç kaldırılacaktır.
Bu listedeki arkadaşlarımızın ailelerine  böyle bir etkinliği duyurmak
ve davet etmek hepimizin görevidir.
Etkinliğe katılacak arkadaşlarımızın 1 Kasım 2013 gününe kadar bizlere
haber vermeleri gerekmektedir.
 
DEMOKRASİ DOSTLUK DAYANIŞMA DERNEĞİ

2.10.2013

UNUTMADIK DDDD

2 Kasım 2013 Cumartesi günü
2012 Ajandamızdaki unutmadığımız ve hiç bir zaman unutulmayacak
arkadaşlarımızı ve o tarihten bügüne kadar kaybettiğimiz arkadaslarımız icin
Seferihisar Belediyesi Can YÜCEL ormanında fidan dikeceğiz.Önümüzdeki
günlerde daha fazla detay verecegimiz arkadaşlarımızı ve kayıplarımızın
ailerini beklediğimiz DDDD UNUTMADIK fidan dikme törenine katılmak
isteyenlerin bize başvurmalarını bekliyoruz.

 

22.09.2013

Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız




MONTAIGNE, Adaletin olmadığı yerde ahlaktan bahsedilemez der,
Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir der EFLATUN,
GANDHİ, Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız der.
OSMAN ÖZGÜVEN VE ARKADAŞLARINI YARGILAYAN MAHKEMELER
"KAMU ZARARI VE MENFAAT OLUŞMADIĞINI" KARARLARINDA YAZIYOR.
OSMAN ÖZGÜVEN VE MESAİ ARKADAŞLARI YASALAR ÖNÜNDE DE VİCDANLARIMIZDA DA SUÇSUZDUR.
ANAYASA MAHKEMESİ'NDE DE HUKUK MÜCADELESİ SÜRÜYOR.
25 EYLÜL ÇARŞAMBA GÜNÜ SAAT 15'TE BERGAMA'DAKİ UYARLAMA MAHKEMESİNE EŞİTLİKTEN ÖZGÜRLÜKTEN VE ADALETTEN YANA OLAN TÜM DOSTLARIMIZI BEKLİYORUZ.

11.09.2013

12 Eylül felsefesi AKP ile sürüyor

Yorgun bir geceden
Uyandık ki sabaha
Siren sesi çınlatıyor sokağı
Ve
Mikrofonda adımız
Köşe başlarında panzerler
Bir kaç kılıksız adam
Resmimizi asmaktadır duvara
Kocamanmış suçumuz
Toroslar’dan kocaman
Sevdalar büyütmüşüz
“Haddimizi” aşarak
Epeyce düşünmüşüz
E-pey-ce
Düşünmüşüz
Çok büyük “hain-miş-iz”
Çekmek için sehpaya
Hak doğmuş akbabaya
M.Kazım Ablak/ Bir Yasaklı Sevdayım'dan.






3.09.2013

BİR BEN VARDIR BENDE, BENDEN İÇERİ …


BİR BEN VARDIR BENDE, BENDEN İÇERİ …
Genç epilepsililer üzerine bir belgesel film

Epilepsi, genç epilepsililerin günlük yaşamlarını sürdürmeleri için bir meydan okuma. Kim bu hastalıkla yaşamak zorunda kalırsa, onu yaşamına bilinçli olarak katmak zorunda. Hayalimdeki mesleği yapabilir miyim? Hastalığa rağmen normal bir ilişki sürdürebilir miyim? Bu ve bunun gibi soruları Almanya ve Türkiye’den altı epilepsi hastası katılımcı cevaplandırıyor. Yapısal farklıların açık olarak görülebildiği bu karşılaştırmada bir çok benzer beklentilere rastlanıyor.
Bir Alman ve Türkiyeli doktorun tamamlayıcı açıklamaları filme tıbbi ve bilimsel bir yaklaşım kazandırıyor. Avrupa’da yaklaşık altı milyon epilepsili olduğu düşünülürse, efsanelere ve önyargılara karşı mücadele etme isteğinden oluşan bu film, epilepsi üzerine kamuoyunda bir tartışma başlatmayı kolaylaştıracak.
Yönetmen: Hülya Karcı, Meltem Öztürk
Yapım: Nihat Kentel
Co-Yapım: Youth on the move Germany
Proje Fikri: Kristin Nahrmann
Bilimsel Danışman: Norbert van Kampen, Ingrid Coban
Kamera: Mehmet Ercan, Meltem Öztürk, Mümin Barış
Senaryo: Hülya Karcı
Produksiyon Sorumlusu: Helga Egetenmeier
Koordinasyon ve Organizasyon Sorumluları: Kristin Nahrmann, Emrah Turan
Montaj: Levent Çelebi a.k.a. LewQ
Animasyon ve Infografik: Deniz Keskin
Müzik: Eda And
Sounddesign & Mix: Efe Akmen
Boom: Mümin Barış
Renk Düzeltme: Cine Chromatix – Ufuk Genç
Online Operatörü: Cine Chromatix – Jan Wiechmann
Süre: 50 dk.
Yapım yılı: 2012
Payiz Film

1.09.2013

1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ



Dört bir yanımızda akmaya devam eden kan ve gözyaşına, özellikle son dönemlerde bütün yakıcılığıyla gelmekte olduğunu hissettiğimiz bölgesel çapta bir savaşın bütün işaretlerine rağmen sağduyu ve barış çabasının üstün çıkacağına dair inancımızı korumak istiyoruz. Böyle anlamlı bir günde önemle vurgulamak isteriz ki, dünya insanlığının bütün yıkıcı süreçlere ve olumsuzluklara rağmen yine de tüm anlaşmazlıkları bir yana bırakarak, sorunlarını karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde diyalogla çözme iradesi vardır, bu iradeye sahip olduğunu biliyoruz. İnsanlık hırsı, kötülüğü ve açgözlülüğü alt edebilir. Kürt sorununda çözüme yaklaşıldığı bu günlerde, her zamankinden daha fazla sağduyuya ve barış çabasına gereksinmemiz vardır. "Umuyor ve diliyoruz ki, 1 Eylül Dünya Barış Günü, dünya halklarının barışına tanıklık etsin, Ortadoğu ve ülkemizin barışına vesile olsun. Bu inançla 1 Eylül Dünya Barış Günü
kardeşlik ruhuyla bir arada yaşayan ve arzulayan tüm halklara kutlu olsun"

25.08.2013

Ağlamak......

 Beş dakikalığına, bir başbakanın gözyaşlarına dil uzatacak kadar “insanlıktan çıkıp” sonra yeniden normale döneceğim.

Biliyorsunuz Başbakan Erdoğan son derece duygusal günler geçiriyor. Mısır ve Suriye’de yaşanan katliamlar henüz sona ermemişken İhvan liderlerinden Muhammed El Biltaci’nin darbeciler tarafından öldürülen kızı Esma’ya yazdığı mektup bardağı taşıran son damla oldu ve Başbakan daha fazla gözyaşlarını tutamadı. Televizyonda kendisini milyonlarca insan seyrederken hüngür hüngür ağladı.

On yedi yaşında bir kız bir direniş sırasında vurularak öldürülmüştü, her ne kadar bir başbakanın ekranlarda böylesine gözyaşlarına boğulması çok sık rastlanan bir şey değilse de olay gerçekten yürekleri sızlatacak ve insanın gözlerinin yaşarmasına neden olacak kadar trajikti.

“En büyük tuzak Allah’ın tuzağıdır” diyorlar ya, tam da Başbakan gözyaşlarına hakim olup yeni yeni kendine gelmeye başlarken, Eskişehir’de Gezi olayları sırasında, “evinde zor tutulan” eli sopalı sivillerin ve “başbakanın emir verdiği” polislerin birlikte öldürdüğü Ali İsmail Korkmaz’ın linç edildiği görüntüler basına yansıdı.

Zamanlama hiç olmadığı kadar “manidar” ve “tanrısal”dı. Tabii ister istemez gözler başbakana döndü. “Eyvah, daha yeni kendine gelmişti, ne olacak şimdi?” diye kaygılanılırken “korkulan” değil beklenen oldu.

Başbakan eskisinden de sağlamdı. O “hassas” adamdan eser kalmamıştı. Tıpkı Korkmaz’ın babası, “Ali’nin bu yaşta hayata veda etmesi haksızlıktır” diye isyan ettiğinde ya da Korkmaz’ın annesi “Ali niye direnmedin? Niye bizi bırakıp gittin?” diye feryat ettiğinde yaptığını yaptı, duymazdan, görmezden geldi. Kim bilir belki de “acısını içine attı”.

Öyledir bizim Başbakan, eğer canı öyle aman aman yanmadıysa kolay kolay göremezsiniz onu ağlarken.

Roboski’de 34 insan öldü, başbakanın gözleri bile dolmadı, Gezi’de 5 kişi hayatını kaybetti, başbakan “yazık” bile demedi.

Mısır’daki ölümler için haykıran yürek, Türkiye’deki ölümler için buz kesti.

Bir başbakan kendisine benzeyenlerin acılarına açık açık ortak olurken, kendisine benzemeyenlerin acılarını görmezden geliyorsa, hatta çoğu zaman bu acıların doğrudan sorumlusu oluyorsa, toplumun bir daha geri dönüşü olmaksızın tam ortadan ikiye bölünmesinde de en büyük pay sahibi olmaktan kaçamaz.

Bizim Başbakan da tam olarak bunu yapıyor. Hayatını kaybeden iki genç insanın arasında “seçim” yaparak topluma, “Bazılarınız ölseniz de umurumda değilsiniz” diyor.

Onun için çocuklar, ölümüne ağlanacak ve ölümüne aldırılmayacak çocuklar olarak ikiye ayrılıyor.

En insani tepkilerden biri olan gözyaşlarının insanlığı böylesine ağır yaraladığı zor görülür herhalde. Üstelik Başbakan'ın gözyaşları sadece insanlığı yaralamıyor, bu ülkeyi de kör bir bıçak gibi kanırta kanırta “her ölüme üzülenlerle, bazı ölümlere üzülenler” olarak ikiye bölüyor.

Vurarak da bölüyor, ağlayarak da bölüyor.
(alıntıdır)

23.08.2013

R4BİA

Son günlerde ülkemizdeki reel siyasetten tamamen kopan başbakan bir devlet adamı gibi değil, müslüman kardeşler örgütünün bir üyesi gibi davranıyor. Kendisinin de içinde bulunduğu Büyük Ortadoğu Projelerinin ana teması olan "ılımlı islam" devletleri fikri ölü doğdu. Bu nedenle küresel sermayenin artık kendisine ve partisine gereksinme duymayacağını düşünüyor ve çaresizlikle dini ve hamasi propogandalara yöneliyor. Çırpındıkça daha çok batan ve yıllar önce Kemal Derviş eliyle atılan liberal gelişim politikalarını da beceriksizce ters yüz eden bu iktidar, sağduyusunu tamamen yitirmiş gibi görünüyor. Elinde, dini duyguları sömürmekten başka çıkar yol kalmayan Tayyip Erdoğan'da, Ortadoğu'da yaratılan kaos ortamından önümüzdeki seçimler için kendisine pay çıkarmaya çalışıyor. Hz.Muhammedin torunlarının katili, 4 ncü halife Muaviye'nin işareti olan "Rabia işareti"ne sarılması da çaresizliğinin ve bundan sonra uygulayacağı politikaların göstergesi olarak önümüze çıkıyor.


15.08.2013

HARUN KARADENİZ


 
68 KUŞAĞININ DEVRİMCİ GENÇLİK ÖNDERLERİNDEN
_____________HARUN KARADENİZ'İ______________
.....ÖLÜMÜNÜN 38. YILINDA SAYGI İLE ANIYORUZ.....
 
Harun Karadeniz 1942 yılında Giresun’un Alucra İlçesinin Armutlu Köyün’de doğdu. 1962’de İTÜ İnşaat Fakültesine girdi. Öğrenci Derneği başkanlığı ve İTÜ Öğrenci Birliği başkanlığı yaptı. Kısa süre içinde anti-faşist oluşumların militan kadroları arasına girdi. Birçok anti-emperyalist eylemin en ön saflarında, boykotlarda, okul işgallerinde kitleleri yönlendiren isimlerden biriydi. Bir çok bölgede köylü ve işçi direnişlerinin içinde yer aldı.
Dev-Genç davasından tutukluyken hapishanede ciddi bir hastalığa yakalandı, tedavisine izin verilmedi. Aramızdan ayrıldığında tarihler 15 Ağustos 1975'i gösteriyordu.
Olaylı Yıllar ve Gençlik, Eğitim Üretim İçindir, Devrimcinin Sözlüğü, Yaşamımdan Acı Dilimler ve Kapitalsiz Kapitalistler isimli kitapları bulunmaktadır.
-Bu Tarihte Sen de Varsın-