19.06.2013
5.06.2013
22.05.2013
AKP'nin Reyhanlı saldırısından haberi var.
Kızıl Hackerlar olarak da bilinen bilgisayar korsanları grubu Redhack bu kez 51 kişinin hayatına mâl olan Reyhanlı saldırılarıyla ilgili belgeler yayınladı.
Daha önce Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü hatta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin internet sitelerini hackleyen Redhack bugün öğlen saatlerinde Twitter'dan ellerine Reyhanlı saldırılarıyla ilgili Jandarma İstihbarat Daire Başkanlığı'na ait bir takım gizli belgeler geçtiğini duyurdu. Kızıl Hackerlar bu belgeleri ilerleyen saatlerde paylaşacağını açıkladı.
Redhack yaklaşık 2 saat sonra ise "Reyhanlı'da ne oldu? Ne oluyor? İşte bu soruların cevabı" Tweet'i atarak, Jandarma İstihbarat Daire Başkanlığı'na ait olduğu iddia edilen belgeleri paylaştı.
SALDIRIDAN SONRAKİ BELGELER
21.05.2013
Devrimciler ve Üslup
Dilinizin ayarını bozarak en iyi dostlarınızdan bile düşman yaratabilirsiniz. Uygun koşullarda kötü bir üslup kullanarak ilişkileri gerebilir ve gerilimli anlarda provoke edici bir dille çatışmaları başlatabilirsiniz…
Devrimciler dünyasında ideolojik mücadele kaçınılmazdır; kaynağını, hayatın çelişkiyi kaçınılmaz kıldığı gerçeğinden alan bir doğrudur bu. Doğru olmayan ise ‘devrimin çocukları’ arasında yaşanan ideolojik mücadeledeki üslup bozukluğu yüzünden devrimcilerin birbirlerini ideolojik ve siyasi muarızlar şeklinde ‘konumlandırmaya’ başlamalarıdır.
Mesele budur; kendilerini doğruluğuna inandıkları yol ve yöntemlerle ifade eden devrimcilerin kaygı verici bir bölümü hesapsızca kullanılan revizyonist, oportünist, reformist, pasifist, goşist, teslimiyetçi ve benzeri kavramlarla birbirlerini ‘karşıt’ haline getirme ‘becerilerini’ başarı hanesine yazmakta herhangi bir sakınca görmüyorlar.
Sanırım bu durum en çok da yerli yersiz kullanılan söz konusu kavramlarla birbirlerini ‘muarız’ haline getirmeyi ‘başaran’ devrimcileri hiç bir ayrım yapmaksızın sırasıyla yok etmeye ‘yeminli’ olan sermayeyi mutlu etmektedir.
Bu dışlayıcı, ötekileştirici ve giderek de düşmanlaştırıcı üslubu nereden öğrendik sorusunun yanıtını ortak tarihsel geçmişimizde aramamız lazım. Tarihimizin her sayfasında bolca ve hoyratça kullanılmış revizyonist, oportünist, reformist, goşist ya da teslimiyetçi benzeri kavramlara rastlarız. Kuşkusuz bu konuda Moskova - Pekin merkezli ideolojik ‘mücadele’nin uluslararası devrimci hareketteki tezahürü özel bir yere sahiptir. Ne var ki bugün, vakti zamanında ‘en komünist’ sayılan ve düşmanca kurulan saldırgan bir dille birbirlerini tarihten silmeye çalışan o ‘model partiler’in aynı ‘makus kaderi’ paylaştıklarını görebiliyoruz. Artık şu gerçeğin teslim edilmesi gerekiyor; geçmişte yaşananlara dostlar arasındaki ideolojik mücadele falan denilemez; yaşananlar, adı konulmamış bir ‘ideolojik savaş’tı ve o ‘savaş’ uluslararası sermaye güçlerine değil, emek güçlerine zarar vermiştir…
Bir işe yarar mı bilinmez ya, üslup meselesinde kendimde gerçekleştirdiğim değişimi paylaşmak istiyorum:
On bir yılı aşan tutsaklığı yüzlerce devrimci ile birlikte yaşadım. Herkesten farklı olduklarına ve ‘tek doğru’ çizgiyi savunduklarına inanan pek çok devrimci ile birlikte yıllarca ve gün yirmi dört saat aynı koğuşlarda kaldık. Devrimci hareketin ortalama kadrolarını ve önderlerini yakından tanıdım. Tanıdığım ve kendilerini Marksist, Leninist, Troçkist ve Anarşist olarak tanımlayan bu devrimcilerin çoğunun içtenlikle özgürlük, eşitlik, dayanışma gibi ortak değerlerimizi savunduklarını, kapitalizmi tasfiye edip emeğin ve insanlığın özgür geleceğini kurmak için mücadele bahsinde ‘imanlı’ olduklarını gördüm. Amacımız ortaktı, amaca ulaşmada izlenmesi gereken yol yordam konusunda ise farklılıklarımız vardı. Velhasıl, aramızdaki fark dil farkı değil, şive farkıydı. Onları, farklılıklarımıza rağmen kardeş saymaya başladım. Ve zamanla bu kardeşlerimle süren yazılı ve sözlü tartışmalarda revizyonist, oportünist, reformist ya da teslimiyetçi benzeri kavramları kullanmadan önce onlarca kez düşünmek gerektiğini öğrendim… Evet; öğrenilebilir, öneriyorum!
Şurası açık ki, sömürü, iktidar ve istismar biçimlerinin bütününü ortadan kaldırıp emeğe ve insanlığa yakışan özgürlükçü bir düzen kurmak amacıyla aklı erdiğince ve de elinden geldiğince mücadele eden devrimcilerin birbirleriyle tartışırken kullandıkları dile özen göstermeleri keyfiyet değil zorunluluktur. Devrimcilerin dünyasındaki ideolojik mücadele, devrim kardeşliğinin derin anlamı göz ardı edilmeden sürdürülmelidir; ancak böylece farklılıklarımıza rağmen ortak amacımızı gerçekleştirebilmemiz açısından elzem olan devrimci cephe ve enternasyonal birlik için uygun bir ideolojik kültür oluşturabiliriz…
Sadık Varer...
20.05.2013
SAKIN ÖLME KENAN EVREN!!!
SAKIN ÖLME KENAN EVREN!!!
Senin üç gün fazla yaşayabilmen için bildiğimiz bütün duaları yapacağız inan.
Sakın ölme…
Anneme, anneanneme , dedeme, mahallenin imamına, komşu hacı teyzeye, onun hacı kocasına yalvardım,
Bana söz verdiler senin üç gün fazla yaşaman için dua edecekler.
Sakın ölme…
Ne olur üç gün daha yaşa ki, 12 Eylül Zindanlarında kolunu, bacağını kopardığın, parçalayarak öldürdüğün insanların görüntüleri Azrail’in olarak her gün yatağının başına gelsin.
Sakın ölme….
12 Eylül’ün karanlığında çocuklarını kaybettiğin anaların çığlıkları kulaklarından gitmesin.
Sakın ölme….
Üç gün daha yaşa, yaşa ki yaşını büyütüp te astırdığın Erdal Eren’in yüzü senin kâbusun olsun…
Sakın ölme… Ölmemen için dua ediyoruz. Üç gün daha yaşa, yaşa ki...
Senin üç gün fazla yaşayabilmen için bildiğimiz bütün duaları yapacağız inan.
Sakın ölme…
Anneme, anneanneme , dedeme, mahallenin imamına, komşu hacı teyzeye, onun hacı kocasına yalvardım,
Bana söz verdiler senin üç gün fazla yaşaman için dua edecekler.
Sakın ölme…
Ne olur üç gün daha yaşa ki, 12 Eylül Zindanlarında kolunu, bacağını kopardığın, parçalayarak öldürdüğün insanların görüntüleri Azrail’in olarak her gün yatağının başına gelsin.
Sakın ölme….
12 Eylül’ün karanlığında çocuklarını kaybettiğin anaların çığlıkları kulaklarından gitmesin.
Sakın ölme….
Üç gün daha yaşa, yaşa ki yaşını büyütüp te astırdığın Erdal Eren’in yüzü senin kâbusun olsun…
Sakın ölme… Ölmemen için dua ediyoruz. Üç gün daha yaşa, yaşa ki...
17.05.2013
Sanem ALTAN: 'Tek gerçek, bütün gerçeklerin bizden saklandığı…'
Sanem ALTAN: 'Tek gerçek, bütün gerçeklerin bizden saklandığı…'
Bir kurutma kağıdının üzerine bir damla mürekkep damlatsak, o mürekkep damlası tek bir nokta oluşturur.
Bu münferit bir damladır.
Sonra bir damla, bir damla daha damlatırsak, bu kağıt münferit damlalarla simsiyah olur…
Türkiye de devletin içinden, toplumun içinden, düşmanlarımızın içinden damlayan rezaletlerle kararıyor.
Her rezaletten sonra da ‘bu münferit bir olaydır’ diye açıklama yapan
devletin büyükleri bizleri o simsiyah karaltıyla başbaşa bırakıyor.
11.05.2013
7.05.2013
KUŞAKLAR BULUŞUYOR
Değerli dostlar
18 Ocak 2013'de ''Kuşaklar Buluşuyor'' olarak adlandırdığımız buluşmayı gerçekleştirdik.
Bu toplantıyı gerçekleştiren derneklerimiz öncülüğündeki çalışma grubu, yapılan toplantıyla ilgili bilgi ve fotoğrafları, üyelerimize, ayrıca toplantıya katılan ve katılamayan tüm çağrılılara mini bir anket ile birlikte göndermiştir.
Çalışma grubumuz daha sonra, ''İzmir Demokrasi Barış Sosyalizm Mücadelesinde
Emeğe Saygı'' adı altında farklı alanlardan temsili düzeyde seçilmiş beş arkadaşımıza plaket verme kararı almıştır.
18 Ocak 2013'de ''Kuşaklar Buluşuyor'' olarak adlandırdığımız buluşmayı gerçekleştirdik.
Bu toplantıyı gerçekleştiren derneklerimiz öncülüğündeki çalışma grubu, yapılan toplantıyla ilgili bilgi ve fotoğrafları, üyelerimize, ayrıca toplantıya katılan ve katılamayan tüm çağrılılara mini bir anket ile birlikte göndermiştir.
Çalışma grubumuz daha sonra, ''İzmir Demokrasi Barış Sosyalizm Mücadelesinde
Emeğe Saygı'' adı altında farklı alanlardan temsili düzeyde seçilmiş beş arkadaşımıza plaket verme kararı almıştır.
Her yıl düzenlemeyi amaçladığımız bu törende, İzmir’de 60'lı yıllardan günümüze kadar
devam ettirdikleri Emek, Demokrasi, Sosyalizm, Barış ve İnsan Hakları mücadelesine
yaptıkları katkılardan dolayı bu yıl:
-TKP MK. Üyesi, TİP GYK. Üyesi, DİSK 3.Bölge Temsilcilerinden CEMAL KIRAL
-İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Vakfı Kurucu Üyesi Prof. Dr. VELİ LÖK
-TİP GYK. Üyesi, İzmir Barosu Başkanlarından Avukat GÜNEY DİNÇ
-TİP İzmir İl Başkanı, Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanlarından Mimar GÜNER ELİÇİN
-TİP Karşıyaka İlçe Sekreteri, Emekli Öğretmen EMİNE KARTAL'a
plaket verilmesi kararlaştırılmıştır.
Plaket törenimiz 17 Haziran 2013 Pazartesi günü, saat 15.00 -- 17.00 arasında Fuar Gençlik
Tiyatrosunda yapılacak, ardından katılımcılara ve konuklara Fuar İzmir Sanat Bahçesi'nde
bir kokteyl verilecektir.
DEMOKRASİ DOSTLUK DAYANIŞMA ONBEŞLER BİRLİK DAYANIŞMA
DERNEĞİ BİLİM ve KÜLTÜR DERNEĞİ
25.04.2013
İnciraltı Katliamı...
İnciraltı Katliamı...
Eski devrimci gelenekten olan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu
İnciraltı katliamıyla ilgili Millet Meclisine bir araştırma önergesi
vermiş. Haberi gördüğümde insanlık adına çok sevindim. İsterseniz önce
bu haberi okuyalım, daha sonra da konuyla ilgili görüşlerimi yazayım.
Unutulan izmir katliamı 'Meclis'te!
İzmir İnciraltı Yurdunda, 12 Haziran 1980 günü 5 öğrencinin ölümü ile sonuçlanan katliam olayı, 33 yıl sonra TBMM gündemine getirildi. CHP İzmir milletvekili Mustafa Moroğlu ve arkadaşlarınca bu konuda hazırlanan Meclis Araştırma önergesi, TBMM^ye sunuldu. Önergede, üniversite sınavına girmek üzere gelen öğrenciler için İnciraltı Yurdunda moral gecesi düzenlendiği, bu sırada kalabalığı üzerine ateş açıldığı hatrlatıldı.
‘’Yapılan araştırmalarla, hayatını kaybedenlerin tamamının arkadan vurulmuştur’’ denilen önergede, öğrencilerin M-1 ve M-6 marka otomatik tüfeklerle tarandığı vurgulandı. Bu olaya ilişkin dava dosyasının da kayıp olduğu öne sürüldü. Faillerin ve adli yargılamayı engelleyenlerin ortaya çıkarılması istendi.
Kabul edelim ki Mustafa Moroğlu'nun bu girişimi takdire şayandır ancak kendisi de iyi bilir ki, daha önce kendisine "Bu katliam emri verilirken kimler, yani hangi komutanlar görevliydi ve en tuhafı ise bu komutanların şimdi nerede?" olduğuna dair sorularım olmuştu. Ne söylemek istediğimi "bilmesine" rağmen bir süre "Beni uzak tut, şimdilik bulaştırma" diyercesine bu işin içerisine o günler girmek istememişti.
Şimdi görüyorum ki, katliam emrini veren faillerin ortaya çıkarılması için TBMM'ye bir araştırma önergesi vermiş. Doğrusu bu girişim beni çok sevindirdi. Çünkü bu işin sonunun nerelere dayanacağını bir nebze de olsa tahmin edebiliyorum. Eğer verilen araştırma önergesi hasır altı edilmezse, o katliama kurban giden gençlerin asıl sorumluları, yani "katilleri" de ortaya çıkacaktır ve bunu yazmak inanın ki bana keyif verecektir.
Bu arada daha önce bu konunun üzerine gitmek istedim ancak karşıma "yargı duvarı" çıktı. Şu an bu meseleden, yani "inciraltı katliamı"nda ki soru işaretlerini açığa çıkarmak için kaleme aldığım yazılardan dolayı yargılanıyorum.
Elbette ki böyle bir olaydan ötürü yargılanmak veya ceza almak yakamda utanç değil onur vesikası olacaktır. Şimdilik yargıyı etkilememek adına konunun ayrıntılarına girmiyor, araştırma önergesinin sonuçlarını sabırla bekliyorum.
Umuyorum ki Mustafa Moroğlu ve kendilerini sorumlu devrimci addeden diğer vekiller bu işin peşini bırakmaz. Eğer istenir, direnç gösterilirse bu olayın perde arkası da ortaya çıkacaktır ve işte o zaman katledilen o gençlerin de ruhu huzur bulacaktır. Daha önce de söylemiştim, sonucu her ne olursa ve nereye varırsa varsın bu olayı ısrarla takip etmeye devam edeceğim.
Haydi Mustafa Moroğlu şimdi top sende...
Osman Özgüven'i bekliyoruz.
Kamuoyu tarafından büyük tartışma yaratan yargı kararları sonucu hakkında 8 yıl hapis cezası verilen ve bu haksızlıktan dolayı İsveç'te bulunan Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven'in tekrar aramıza dönmesine sayılı günler kaldı.
Son çıkan yargı paketinde Osman Özgüven ve arkadaşlarının özgürlüğünü sağlayan ve yeniden yargılanamalarının önünü açan ilgili maddeler bildiğiniz gibi komisyondan geçti Şimdi TBMM'de başkan imzasından sonra onay için Cumhurbaşkanlığına gidecek. Cumhurbaşkanının oanayından hemen sonra Osman Özgüven ve arkadaşlarının avukatları yasal başvuruyuyu yaparak özgürlüklerine kavuşacaklar.
Yani kısa bir süre içerisinde Osman Özgüven'in "sürgün" hayatı, arkadaşlarının da hapisliği son bulacak, Dikili halkı çok sevdikleri başkanlarıyla tekrar bir araya gelecek. Sadece Halkının hakkını korudukları için, böyle bir uygulamaya sebebiyet verenleri de, ne Dikili halkı ne de tarih hiçbir zaman unutmayacaktır...
Sinan KARA...
Unutulan izmir katliamı 'Meclis'te!
İzmir İnciraltı Yurdunda, 12 Haziran 1980 günü 5 öğrencinin ölümü ile sonuçlanan katliam olayı, 33 yıl sonra TBMM gündemine getirildi. CHP İzmir milletvekili Mustafa Moroğlu ve arkadaşlarınca bu konuda hazırlanan Meclis Araştırma önergesi, TBMM^ye sunuldu. Önergede, üniversite sınavına girmek üzere gelen öğrenciler için İnciraltı Yurdunda moral gecesi düzenlendiği, bu sırada kalabalığı üzerine ateş açıldığı hatrlatıldı.
‘’Yapılan araştırmalarla, hayatını kaybedenlerin tamamının arkadan vurulmuştur’’ denilen önergede, öğrencilerin M-1 ve M-6 marka otomatik tüfeklerle tarandığı vurgulandı. Bu olaya ilişkin dava dosyasının da kayıp olduğu öne sürüldü. Faillerin ve adli yargılamayı engelleyenlerin ortaya çıkarılması istendi.
Kabul edelim ki Mustafa Moroğlu'nun bu girişimi takdire şayandır ancak kendisi de iyi bilir ki, daha önce kendisine "Bu katliam emri verilirken kimler, yani hangi komutanlar görevliydi ve en tuhafı ise bu komutanların şimdi nerede?" olduğuna dair sorularım olmuştu. Ne söylemek istediğimi "bilmesine" rağmen bir süre "Beni uzak tut, şimdilik bulaştırma" diyercesine bu işin içerisine o günler girmek istememişti.
Şimdi görüyorum ki, katliam emrini veren faillerin ortaya çıkarılması için TBMM'ye bir araştırma önergesi vermiş. Doğrusu bu girişim beni çok sevindirdi. Çünkü bu işin sonunun nerelere dayanacağını bir nebze de olsa tahmin edebiliyorum. Eğer verilen araştırma önergesi hasır altı edilmezse, o katliama kurban giden gençlerin asıl sorumluları, yani "katilleri" de ortaya çıkacaktır ve bunu yazmak inanın ki bana keyif verecektir.
Bu arada daha önce bu konunun üzerine gitmek istedim ancak karşıma "yargı duvarı" çıktı. Şu an bu meseleden, yani "inciraltı katliamı"nda ki soru işaretlerini açığa çıkarmak için kaleme aldığım yazılardan dolayı yargılanıyorum.
Elbette ki böyle bir olaydan ötürü yargılanmak veya ceza almak yakamda utanç değil onur vesikası olacaktır. Şimdilik yargıyı etkilememek adına konunun ayrıntılarına girmiyor, araştırma önergesinin sonuçlarını sabırla bekliyorum.
Umuyorum ki Mustafa Moroğlu ve kendilerini sorumlu devrimci addeden diğer vekiller bu işin peşini bırakmaz. Eğer istenir, direnç gösterilirse bu olayın perde arkası da ortaya çıkacaktır ve işte o zaman katledilen o gençlerin de ruhu huzur bulacaktır. Daha önce de söylemiştim, sonucu her ne olursa ve nereye varırsa varsın bu olayı ısrarla takip etmeye devam edeceğim.
Haydi Mustafa Moroğlu şimdi top sende...
Osman Özgüven'i bekliyoruz.
Kamuoyu tarafından büyük tartışma yaratan yargı kararları sonucu hakkında 8 yıl hapis cezası verilen ve bu haksızlıktan dolayı İsveç'te bulunan Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven'in tekrar aramıza dönmesine sayılı günler kaldı.
Son çıkan yargı paketinde Osman Özgüven ve arkadaşlarının özgürlüğünü sağlayan ve yeniden yargılanamalarının önünü açan ilgili maddeler bildiğiniz gibi komisyondan geçti Şimdi TBMM'de başkan imzasından sonra onay için Cumhurbaşkanlığına gidecek. Cumhurbaşkanının oanayından hemen sonra Osman Özgüven ve arkadaşlarının avukatları yasal başvuruyuyu yaparak özgürlüklerine kavuşacaklar.
Yani kısa bir süre içerisinde Osman Özgüven'in "sürgün" hayatı, arkadaşlarının da hapisliği son bulacak, Dikili halkı çok sevdikleri başkanlarıyla tekrar bir araya gelecek. Sadece Halkının hakkını korudukları için, böyle bir uygulamaya sebebiyet verenleri de, ne Dikili halkı ne de tarih hiçbir zaman unutmayacaktır...
Sinan KARA...
21/04/2013 17:52
16.04.2013
GREV VAR..
TEK Gıda-İş Sendikası ile Çaykur ve Kamu
İşverenleri Sendikası arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi
görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması ardından alınan grev kararı 22
Nisan'da Çaykur'a ait 58 işletmede uygulamaya konuyor. Tek Gıda-İş
Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel, "Kimse bizi test etmeye
kalkmasın. Yeterince testten geçtik. Türkiye bizi tanıyor" dedi.
15.04.2013
VENEZÜELA'DA KÜRESEL SERMAYEYE KARŞI ZAFER EMEKÇİLERİN
Dün düzenlenen devlet başkanlığı seçimlerinde Chavez’in halefi olarak gösterdiği Nicholas Maduro, Venezuela’nın yeni başkanı oldu.
Venezuela’da dün düzenlenen seçimlerde halk, sosyalist lider Chavez’in halefi olarak gösterdiği Nicholas Maduro dedi.
Yaklaşık 19 milyon seçmenin katıldığı seçimlerde, Maduro oyların yaklaşık yüzde 51’ini alırken, sağcı rakibi Henrique Capriles ise oyların yüzde 49’unu alabildi. Bu sonuçlara göre Maduro, 2013-2019 yılları arasında devlet başkanlığı yapmaya hak kazandı.
Ulusal Seçim Kurulu oyların yüzde 99’undan fazlasının sayıldığını açıklarken, sonuçların “geri döndürülemez” olduğunu belirtti.
Capriles ise oylarının tamamı sayılana kadar seçim sonuçlarını kabul etmeyeceğini açıkladı. Ancak seçim kurulu başkanı Tibisay Lucena tarafından yapılan açıklamada sayılmamış oyların sonucu değiştirmeyeceği ifade edildi.
Lucena, sorunsuz geçen bir seçim günün ardından herkesin sakin olması gerektiğini belirtirken, sonucun Venezuela halkının eğilimini ortaya koyduğunu ve sandık sonuçlarına saygı gösterilmesini istedi.
9.04.2013
KAMYON ŞOFÖRLÜĞÜNDEN DEVLET BAŞKANLIĞI'NA
Venezuela'da seçimler: Maduro yolsuzlukla savaşma sözü verdi
Venezuela'da sosyalist lider Hugo Chavez'in 5 Mart'ta hayatını kaybetmesinin ardından, 14 Nisan'da yapılması kararlaştırılan başkanlık seçimleri için yarış son hızla devam ediyor.
Kamuoyu anketlerine göre, sağcı muhalefet adayı Henrique Capriles'e karşı seçimleri rahat bir şekilde kazanması beklenen Nicholas Maduro, pazartesi günü seçim kampanyası kapsamında Maturin şehrinde düzenlediği bir mitingde ülkedeki yolsuzlukla savaşma sözü verdi.
Halkın problemlerine sırtını dönen bazı yetkililerin neden olduğu bürokrasi, yolsuzluk ve tembelliğin üstesinden gelmek için büyük zorluklarla karşı karşıya olduklarını söyleyen Maduro,“Yolsuzluk nerede olursa olsun peşinden gideceğim. Gerekirse yolsuzlukla mücadele etmek için bütün hayatımı vereceğim” diye konuştu.
YURTSUZLAR
12 EYLÜL 1980 SONRASI,....ATİNA'DA,...POLİTİK NEDENLERLE TÜRKİYE'DEN AYRILMAK ZORUNDA KALMIŞ YURTSUZLAŞMIŞ İNSANLAR.....
26 yıl sonra yeniden buluştuklarında anılarıyla yaşama yeniden bakıyorlar.
Farklı ülkelerde, farklı yaşam deneyimlerinin ardından geçmiş ve bu gün içinde tekrar birlikte yaşamı duyumsuyorlar. Elbette geçmişi sorgulayarak ve yaşamdaki yansımalarına hep birlikte yeniden bakarak.
MAMAK' ta filminden sonra, Yönetmen Sezgin TÜRK'ten, Son 35 yılımıza damgasını vuran "siyasi mültecilik" ile ilgili sımsıcak bir konu, YURTSUZLAR.
İlk gösterimi 18 Nisan 2013 perşembe günü, Saat 18.30 da, APİKAM (Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi) Kütüphane Salonu - Şair Eşref Bulvarı No.1/A ÇANKAYA / İZMİR de yapılacak.
EGE GÜZEL SANATLAR TASARIM VE KÜLTÜR DERNEĞİ
ONBEŞLER BİRLİK DAYANIŞMA BİLİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ.
26 yıl sonra yeniden buluştuklarında anılarıyla yaşama yeniden bakıyorlar.
Farklı ülkelerde, farklı yaşam deneyimlerinin ardından geçmiş ve bu gün içinde tekrar birlikte yaşamı duyumsuyorlar. Elbette geçmişi sorgulayarak ve yaşamdaki yansımalarına hep birlikte yeniden bakarak.
MAMAK' ta filminden sonra, Yönetmen Sezgin TÜRK'ten, Son 35 yılımıza damgasını vuran "siyasi mültecilik" ile ilgili sımsıcak bir konu, YURTSUZLAR.
İlk gösterimi 18 Nisan 2013 perşembe günü, Saat 18.30 da, APİKAM (Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi) Kütüphane Salonu - Şair Eşref Bulvarı No.1/A ÇANKAYA / İZMİR de yapılacak.
EGE GÜZEL SANATLAR TASARIM VE KÜLTÜR DERNEĞİ
ONBEŞLER BİRLİK DAYANIŞMA BİLİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ.
YÖNETMENLİĞİNİ SEZGİN TÜRK'ÜN YAPTIĞI BU
BELGESEL/FİLM YAKIN TARİHİMİZİN YAKICI SORUNLARINDAN BİRİNİ ELE ALIYOR.
BU FİLMDE, KENDİMİZE AİT ÇOK FAZLA PARÇALAR BULACAĞIMIZ ORTADA. 1980 Lİ YILLARDA HEMEN HEPİMİZİN YAŞAMA OLASILIĞI OLAN, BAZILARIMIZIN YAŞAMAK ZORUNDA KALDIĞI DRAMLAR.
Filmin Yönetmeni Sezgin Türk;
"Yurtsuzlar... İlk gösterim... İzmir'de, 18 Nisan 2013, Saat 18.30'da, APİKAM'da... (Ahmet Priştina Kent Müzesi)
İlk gösterimler hep çok heyecanlıdır...
Yunanistan'da, 1980 sonrası mülteci olmuş insanların, yıllar sonra geçmişe bakışı...
Mültecilik benim için çok farklı bir deneyimdi.. Ve hemen bir değerlendirme: Mamak filminden epey farklı... Ve hemen bir itiraf.. Zorlandım...
Ama çok çok büyük bir teşekkür, bu deneyimi yaşayan arkadaşlara! Tek tek hepsine! Yaşamlarını bize açtıkları için; onlarla yaşama bakma olanağı verdikleri için. " diyor.
İlk gösterimler hep çok heyecanlıdır...
Yunanistan'da, 1980 sonrası mülteci olmuş insanların, yıllar sonra geçmişe bakışı...
Mültecilik benim için çok farklı bir deneyimdi.. Ve hemen bir değerlendirme: Mamak filminden epey farklı... Ve hemen bir itiraf.. Zorlandım...
Ama çok çok büyük bir teşekkür, bu deneyimi yaşayan arkadaşlara! Tek tek hepsine! Yaşamlarını bize açtıkları için; onlarla yaşama bakma olanağı verdikleri için. " diyor.
6.04.2013
BDP'NİN ANAYASA TASLAĞI
BDP 'nin TBMM Başkanlığı'na verdiği anayasa taslak önerisini şöyle:
BAŞLANGIÇ
"Biz Türkiye Halkı, Bütün bireylerin ve halkların, evrensel insan hak ve özgürlüklerine sahip olduğu inancını taşıyoruz. Irk, dil, din, mezhep, cinsiyet, cinsel yönelim, etnik köken ve benzeri hiçbir ayrım yapmaksızın herkesin eşit olduğunu kabul ediyoruz. Türkiye'de yaşayan tüm farklı kimlikler, kültürler, diller ve inançlar bu anayasanın güvencesi altındadır. Farklılıklarımızı, toplumsal bütünlüğümüzün harcı olarak görüyoruz. Bütün eylemlerinde adaleti gözetmesini ve her durumda insanların hak ve özgürlüklerini güvence altına almasını devletin temel görevi sayıyoruz. Ebedi barış idealini taşıyan bireyler ve topluluklar olarak meşru müdafaa halleri dışında savaşı ve başka halkların özgürlüğüne karşı güç kullanmayı reddediyoruz. İnsan onurunu, hukukun üstünlüğünü, özgürlüğü ve eşitliği esas alan, doğanın dengesini koruyarak doğayla uyumlu bir birlikteliği gözeten ve herkesin mutlu bir şekilde yaşamasını hedefleyen demokratik bir düzen kurmayı hedefliyoruz. Bu anayasayı da bu değerlere bağlılığımızın ve birlikte yaşama irademizin bir beratı olarak kabul ve teyit ediyoruz."
AKP, CHP, MHP NİN ANAYASA TASLAKLARI
AKP'nin anayasa taslağında başkanlık ve laiklik var, değiştirilemez maddeler yok
AKP,
anayasa taslağının "Başlangıç", "Devletin Şekli ve Temel İlkeleri",
"Mali Ekonomik ve Sosyal Hükümler", "Son hükümler" başlıklı bölümlerini
Uzlaşma Komisyonu'na
sundu.
AKP,
TBMM Uzlaşma Komisyonu'na sunduğu anayasa taslağında, mevcut Anayasa'da
bulunan "Anayasa'nın birinci maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet
olduğu hakkındaki hüküm ile, ikinci maddesindeki cumhuriyetin
nitelikleri ve üçüncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi
teklif edilemez" içerikli dördüncü madde yer
almadı. AKP'nin yeni taslağına göre, "Anayasa değişikliği teklifinin
Meclis üye tam sayısının en az üçte biri tarafından yazılı olarak
yapılabilecek. Değişikliğin kabulü ise ancak üye tam sayısının 5'te 3
çoğunluğu ile gerçekleşecek."
AKP,
"Resmî dil Türkçedir" ibaresini kullandığı taslakta "Yürütme yetkisi,
Başkan tarafından kullanılır" ifadesyile başkanlık sistemini önerdi.
Taslakta, kaldırılma ihtimali gündeme gelen "laiklik" ibaresi yer aldı
ve Türkiye Cumhuriyeti "insan haklarına dayanan, demokratik, lâik ve
sosyal bir hukuk devleti" olarak tanımlandı.
AKP,
anayasa taslağının "Başlangıç", "Devletin Şekli ve Temel İlkeleri",
"Mali Ekonomik ve Sosyal Hükümler", "Son hükümler" başlıklı bölümlerini
Uzlaşma Komisyonu'na sundu. AKP'nin Anayasa taslağının
tam metni şöyle:
3.04.2013
SEZGİN TÜRK : YURTSUZLAR
12 EYLÜL 1980 SONRASI,....ATİNA'DA,...PO LİTİK NEDENLERLE TÜRKİYE'DEN AYRILMAK ZORUNDA KALMIŞ YURTSUZLAŞMIŞ İNSANLAR.....
26 yıl sonra yeniden buluştuklarında anılarıyla yaşama yeniden bakıyorlar.
Farklı ülkelerde, farklı yaşam deneyimlerinin ardından geçmiş ve bu gün içinde tekrar birlikte yaşamı duyumsuyorlar. Elbette geçmişi sorgulayarak ve yaşamdaki yansımalarına hep birlikte yeniden bakarak.
MAMAK' ta filminden sonra, Yönetmen Sezgin TÜRK'ten, Son 35 yılımıza damgasını vuran "siyasi mültecilik" ile ilgili sımsıcak bir konu, YURTSUZLAR.
İlk gösterimi 18 Nisan 2013 perşembe günü, Saat 18.30 da, APİKAM (Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi ) Kütüphane Salonu - Şair Eşref Bulvarı No.1/A ÇANKAYA / İZMİR de yapılacak.
EGE GÜZEL SANATLAR TASARIM VE KÜLTÜR DERNEĞİ
ONBEŞLER BİRLİK DAYANIŞMA BİLİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ.
26 yıl sonra yeniden buluştuklarında anılarıyla yaşama yeniden bakıyorlar.
Farklı ülkelerde, farklı yaşam deneyimlerinin ardından geçmiş ve bu gün içinde tekrar birlikte yaşamı duyumsuyorlar. Elbette geçmişi sorgulayarak ve yaşamdaki yansımalarına hep birlikte yeniden bakarak.
MAMAK' ta filminden sonra, Yönetmen Sezgin TÜRK'ten, Son 35 yılımıza damgasını vuran "siyasi mültecilik" ile ilgili sımsıcak bir konu, YURTSUZLAR.
İlk gösterimi 18 Nisan 2013 perşembe günü, Saat 18.30 da, APİKAM (Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi ) Kütüphane Salonu - Şair Eşref Bulvarı No.1/A ÇANKAYA / İZMİR de yapılacak.
EGE GÜZEL SANATLAR TASARIM VE KÜLTÜR DERNEĞİ
ONBEŞLER BİRLİK DAYANIŞMA BİLİM VE KÜLTÜR DERNEĞİ.
17.03.2013
16 MART KATLİAMI AYDINLATILMAYI BEKLİYOR
16 MART KATLİAMI AYDINLATILMAYI BEKLİYOR.
Dünya’da ve ülkemizde 60 lı
yılların sonlarına doğru başlayan özgürlük hareketlerinin güçlenerek büyümesi
sermayeyi rahatsız etmiş, iktidarını tehlikede gören burjuvazi 70 lerin
başından itibaren yükselen özgürlük hareketlerini boğmak üzere karanlık güç
odaklarını harekete geçirerek kanlı planlarını uygulamaya koymuştur.
12 Mart muhtırası ile başlayan
askeri darbe döneminde düzenlenen operasyonlarda gençlik liderlerinin birçoğu
katledilmiş, sağ olarak ele geçirilenler idam edilmiş, kalanlar korkunç işkencelere
uğramıştır.
Diğer yandan Gladio’nun
önderliğinde oluşturulan faşist kamplarda eğitilen ülkücü komandolar da rejim
için tehlikeli görülen hedeflere yönlendirilmiş, birçok demokrat aydın, bilim
adamı ve genç sokak ortasında infaz edilmiştir.
Aynı odaklar tarafından 1977
yılında taksim de yapılan 1 Mayıs gösterisine kanlı bir saldırı
gerçekleştirilmiş, Bu saldırıda “işçi bayramını” kutlamak isteyen 34
vatandaşımız hayatını yitirmişti.
Bütün bu saldırılara karşısı özgürlük
ve eşitlik mücadelesi bir türlü geriletilemedi. Ülkemiz 16 Mart 1978 yılında
Gladio, derin devlet ve taşeron ülkücüler eliyle gerçekleştirilen kanlı bir saldırıya
sahne oldu.
13.03.2013
GÜNÜMÜZÜN TEMELLERİNİN ATILDIĞI "12 MART MUHTIRASI"
GÜNÜMÜZÜN TEMELLERİNİN ATILDIĞI "12 MART MUHTIRASI"
"* Meclis ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatlarıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk'ün bize hedef verdiği uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür.
* Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetleri'nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partiler üstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir.
* Bu husus süratle tahakkuk ettirilemediği takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır. Bilgilerinize…"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















