7.09.2015

Emeğe Saygı - 3


EMEĞE SAYGI-3 BULUŞMASI 19 EYLÜL DE İZMİR TEPEKULE DE GERÇEKLEŞTİRİLİYOR.

Her yıl DemokrasiDostlukDayanışmaDerneği tarafından  düzenlenen Emeğe Saygı buluşmalarının 3.sü 19 eylül de, 
İzmir Tepe Kule  Kongre Merkezi Akdeniz Salonunda gerçekleştirilecek.
Buluşma kapsamında İzmir ve çevresinde emek, demokrasi ve özgürlükler mücadelesine katkı koymuş, 
içlerinde Prof.Dr. Cumhur Ertekin, Prof.Dr.Gürel Nişli, Prof Dr. Erol Mavi nin de olduğu, yaşamı iyileştirme ve değiştirme 
uğraşlarının bir yanında olmuş, 15 insanımızı, arkadaşımızı,  dostumuzu kucaklayacağız.

Bulundukları yer ve alanlarda, akıllarını,  yüreklerini, sevgilerini eşitlik ve adalet arayışlarına ayırmış insanlarımıza olan 
vefa borçlarımızı ödemek, Onlara ‘’İyi ki bu  çabaları gösterdiniz, iyi ki varsınız’’  ‘’ İyi ki Olumlu örnekler oldunuz ‘’ 
demek  için  bir araya geliyoruz.

Geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirdiğimiz buluşmalarda 20 arkadaşımıza emeğe saygı plaketleri sunulmuştu.
Bu buluşmalar ayni zamanda emek ve demokrasi mücadelesine katılan, ilgi duyan, destek veren insanlarımızı 
bir araya getiren, heyecanlarımızı ve umutlarımızı tazeleyen , yenileyen işlevler de görmektedir.
Ve tabiî ki en önemli iki değerimiz olan  DAYANIŞMA ve VEFA duygularımızın zenginleştirilmesine ve 
yaygınlaşmasına   da önemli  katkılar  koymaktadır. Tüm dostlarımızı, emek demokrasi ve barış yanlısı tüm insanlarımızı 
buluşmamıza katılmaya ve dayanışma ağımızın zenginleşmesine destek vermeye davet ediyoruz.

DEMOKRASİ DOSTLUK DAYANIŞMA DERNEĞİ

Adına,
DDDD BAŞKANI
Talat Özmen

Buluşma salonu: Tepekule Kongre Merkezi Akdeniz Salonu
Toplantı/ plaket verme: Saat:14.00-16.00
Kokteyl                          : Saat: 16.00-18.00

NOT : Etkinliğimize katılacak arkadaşlarımızın  aşağıdaki telefondan ve mail         
adresinden bilgi verilmesi rica olunur.


Telefon : 0535 985 57 41
email     : talatozmen@hotmail.com                                                             08 / 09 / 2015

1.08.2015

EMEĞE SAYGI 3

EMEĞE SAYGI 3 Bu yıl 3 ncüsünü yapacağımız etkinliğimizin çalışmaları devam ediyor.

14.06.2015

MECLİSTE SOL PARTİ HDP


Bu ülkede çok uzun süredir sağ hükümetlerin muhalefeti bile sağ partiler oldu.
CHP 1970 yıllarda konjonktüre uygun olarak kendisini merkez sol'a yerleştirmek istedi ama genlerinde devletin kuruculuğu bulunduğu için bunu başarmakta zorlandı.
Baykal'la birlikte çarşafa ve sermayeye açılım yapan parti, İşçi sendikalarına da mesafe koyarak iyice sağa yanaştı.
Daha sonraki yıllarda bu kayma , Ankara'da ülkücü faşist Mansur Yavaş'ın belediye başkan adayı, C.Başkanlığı seçimlerinde ise Alparslan Türkeş'in danışmanlarından milliyetçi, muhafazakar Ekmelettin İhsanoğlu'nun CHP çatısı altında C.Başkanı adayı olarak gösterilmesi ile devam etti.
Solcu(!) lar, koca koca sosyalist(!)ler Kemal Türkler'in, Ali İhsan Özgür'ün katilllerine, Maraş,çorum, Sivas, katliamcılarına sol adına oy toplama telaşına girdiler.
İşte HDP, iktidar ve muhalefetin sağ partiler tarafından paylaşıldığı ve sol partiye yakıcı bir şekilde ihtiyaç duyulduğu bir dönemde, sağdan ve soldan bütün engelleme çalışmalarına rağmen, parti olarak seçimlere ve aldığı destekle de meclise girdi.
Şimdi görev HDP nin.
Ya neden mecliste olduğunu unutmadan, kendisine verilen mesajları iyi okuyarak bu halkın ümidi olmaya devam ederek yükselecek, ya da atacağı yanlış adımlar ona yönelen güvenin sona ermesine neden olacak, bu ülkenin parlamentoda sol bir partiye gereksinmesi devam edecektir.
Ben HDP nin kendine düşen görevi, layığıyla yapacağından ve kendisine verilen kredinin halkın çıkarları doğrultusunda kullanıldığı sürece artacağından hiç bir kuşku duymuyorum.


5.05.2015

6 MAYIS, İDAMA EVET DİYENLER



Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın ölüm cezalarının yerine getirilmesine dair kanun tasarısına verilen oyların sonucu*:
Üye sayısı: 450
Oy verenler: 323
Kabul edenler: 273
Reddedenler: 48
Çekimserler: 2
Oya katılmayanlar: 118
Açık üyelikler: 9
Partiler: Adalet Partisi (AP), Bağımsız (Bğz.), Birlik Partisi (BP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Güven Partisi (GP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Millet Partisi (MP) Türkiye İşçi Partisi (TİP), Yeni Türkiye Partisi (YTP)

Kabul edenler 

Adana: Cevdet Akçalı (AP), Fazıl Güleç (CHP), M. Salahattin Kılıç (AP), Melih Kemal Küçüktepepınar (CHP), Ali Cavit Oral (AP), Emir H. Postacı (CHP), Kemal Satır (CHP), Ahmet Topaloğlu (AP), Turgut Topaloğlu (GP), Alpaslan Türkeş (MHP), Hüsamettin Uslu (AP)
Adıyaman: M. Zeki Adıyaman (AP), Ali Avni Turanlı (Bğz.)
Afyonkarahisar: Hasan Dinçer (AP), Hamdi Hamamcıoğlu (GP), Ali İhsan Ulubahşi (AP), Kazım Uysal (AP)
Amasya: Yavuz Acar (AP), Salih Aygün (AP)
Ankara: Orhan Alp (AP), Oğuz Aygün (AP), Musa Kazım Coşkun (AP), Orhan Eren (AP), İ. Sıtkı Hatipoğlu (CHP), Mustafa Maden (AP), H. Turgut Toker (AP), Aydın Yalçın (AP), Ferhat Nuri Yıldırım (AP), Şerafettin Yıldırım (AP), Mustafa Kemal Yılmaz (AP)
Antalya: Hasan Akçalıoğlu (AP), İhsan Ataöv (AP), Süleyman Çiloğlu (AP), Ömer Eken (AP), Rafet Eker (AP, Hasan Ali Gülcan (CHP)

3.05.2015

SADETTİN UÇKUNU YİTİRDİK


İzmir SAADETTİN Abisi'ni  kaybetti

1941  doğumlu İnş.Müh. Saadettin UÇKUN  yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak 3 Mayıs'ta  yaşama veda etti

Saadettin UÇKUN 1971 yıllarında İnşaat Mühendisleri odasında başladığı Emek, Demokrasi, Sosyalizm mücadelesinde son nefesini veresiye kadar aktif olarak yer aldı.

İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şube Sekreterliği ve Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeliklerini 2000 li yıllara kadar sürdürdü.

1980 sonrasında TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ   İZMİR  sorumluluğu, TÜRKİYE BİRLEŞİK KOMÜNİST PARTİSİ  Genel Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.

Aktif iş yaşamına İzmir Büyük Şehir Belediyesinden  emekli olarak son verdi.

Ailesine, dostlarına ,yoldaşlarına ,baş sağlığı dileriz.

Cenaze: 4 Mayıs 2014 öğle namazından sonra Buca Belediyesinin arkasındaki Baha Yörük camisinden kaldırılarak GÖKDERE Mezarlığına defnedilecektir.

TOPRAĞIN BOL OLSUN SAADETİN YOLDAŞ.

BİRLİK DAYANIŞMACI ARKADAŞLARI
TKP li YOLDAŞLARI
DEMOKRASİ DOSTLUK DAYANIŞMA DERNEĞİ

26.03.2015

Mustafa Suphi



Resmi tarih anlayışımız hiçbir zaman geçmişi gerçek yüzüyle görmedi ve göstermedi. Bilmenin, öğrenmenin önüne konulan engeller, yıllar boyu "gerçeği" bilinmezliğin yoğun sisinin içinde bıraktı. 
Unutulsun, tanıkları yok olsun, kaybolsun diye. 

Mustafa Suphi'nin yaşamını konu alan bir-iki yapıt daha önce çeşitli dönemlerde yayımlandı. 
Gerek onlarda gerekse bu çalışmada onun yaşamının her dönemi ve öldürülmesine ilişkin bilgiler henüz tamamlanmadı. mustafa suphi ve arkadaşlarının öldürülmesi modern türkiye'nin ilk ve en büyük faili meçhul cinayeti, ilk politik toplu kırımı. 
Mustafa Suphi'nin yaşamı da, ölümü de, sıradan bir yaşam ve ölüm olmadı. Öldürüldüğünde 39 yaşındaydı. Kısa yaşamına çok şey sığdırdı. Giresun'da doğdu. Kudüs, Şam, Erzurum, İstanbul ve Paris'te okudu. 
Gazeteci ve öğretmendi. 
Muhalif oldu, Sinop'a sürgüne gönderildi. 
Kırım'a kaçtı. rusya'da savaş tutsaklarıyla 3 yıldan fazla ikinci sürgünlüğünü yaşadı. 
III. Enternasyonel'de türk delegasyonu başkanıydı. 
Müslüman komünistler kurultayı'nda, kurultay başkanlık kurulu üyesi."

8.02.2015

HAZİRAN İSYANDIR.



siz geç kaldınız aslında biliyor musunuz?
hem de çok geç kaldınız.
nereden bakarsanız bakın
yanlış şafaklarda uyandınız.
sizi çok sevdiler zamanında
öyle el üstünde değil
söylenmeyen sözlerle.
sizi çok aradılar zamanında
öyle telefonla değil
gönderilmeyen mektuplarla.
şimdi bir şaka gibi çıkınca karşınıza
çalmayan telefon
gönderilmeyen mektup
anladınız ama
epey geç kaldınız...

(Mayakovski)

28.01.2015

Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmesi



Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmesi

Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katledilmesinin arkasında Erzurum Valisi Hamit Kapanlı ve Şark Cephesi komutanı Kazım Karabekir'in olduğu, T.İnkilap Tarihi E. Arşivinde bulunan bir takım telgraflardan anlaşılmaktadır.
Bu telgraflara göre 2 Ocak'da Karabekir, Vali Hamit Kapanlı'ya ''M.Suphi ve rüfekasının Ankara'ya gönderilmemesi arzusu B.M.M. Riyasetinden ve Hariciye Vekaletinden makam-ı senaveriye tebliğ buyrulmuştur.'' demiş ve ona, bu görevi nasıl sağlayabileceklerini danışmıştır. Hamit Kapanlı, ertesi günkü cevabında, bu kişileri sınırdışı etmelerini önermiş, ancak ''bu ihraç keyfiyetinin Kars'ta Rusların gözlerinin önünde vaki olması mahzurdan gayri-salim bulunduğu için, keyfiyetin bendenize havale buyurulması eslem-i tariktir'' diyerek, gerekli düzeni kurmayı kendi üstlenmiştir.
Karabekir valinin önerisini onaylamış ve ona şöyle bir taktik vermiştir. Erzurum'a vardıkları andan itibaren Suphi ve arkadaşlarına karşı halk kışkırtılmalı ve kendilerinde, Ankara'ya gidemeyecekleri, hatta Türkiye'de kalamayacakları izlenimi uyandırılmalıdır. Grup Erzurum'dan Trabzon'a yöneltilmeli ve orada da aynı kışkırtmalarla karşılanmalıdır. Yalnız bu gösteriler Suphi ve arkadaşlarının kişiliklerine karşı yapılmalı, dahası, Sovyetler'i gücendirmemek için, ''tezahüratın komünizmin inkilap alemini okşayacak tarzda idaresine itina'' olunmalıdır.
Buraya kadar ki anlatımlar Mete Tunçay'ın Türkiye'de Sol Akımlar adlı eserinin birinci cildinin 579. sayfasından alıntıdır. Kaynakları da kendisi tarafından belirtilmiştir.
Bu yukarıdaki telgraflaşmaların öncesinde ise Kazım Karabekir'le Mustafa Kemal arasında geçen iki telgraflaşmanın ardından, Mustafa Kemal'in ne yapmak gerektiği konusunda insiyatifi Kazım Karabekir'e bıraktığı anlaşılmaktadır. Eldeki belgelerle bu sonuca ulaşılmıştır; aralarında başka bir iletişim yolu (en azından belgelenebilecek) olup olmadığı da bilinmemektedir. Ancak böyle ciddi bir konuda sorumluluğun bir kişi ile sınırlanamayacağı da çok açıktır. Kaldı ki valinin telgrafından da anlaşılacağı gibi, olayı fevrileştirme çabaları vardır.
Bu arada 13 Eylül 1920 tarihli, Mustafa Kemal tarafından kaleme alınmış bir mektupta TKP'den BMM nezdinde bulunmak üzere, en azından, tam yetkili bir delege istendiği açıktır. ( Ayrıca Süleyman Nuri anılarında ise Mustafa Kemal'den kendilerini ''BMM'nin sol koltukları işgal ve Türkiye işçi ve çiftçilerinin haklarını müdafaa için '' Ankara'ya çağıran bir mektupdan bahsetmektedir)
Buradan yola çıkarak, çağrılı olup olmadıklarını, bu yüzden Anadolu'ya gelip gelmediklerini bir yana bırakırsak, Mustafa Suphilerin Anadolu'ya temelli geldiklerini biliyoruz. Ama siyasi saflık, ama stratejik hata, düşmanını tanımama vb bir çok değerlendirmenin dışında onların katline sebep olanların, onlardan sonra da benzer cinayetler işleme konusunda hiç tereddüt etmediklerini ortaya koyan doksan yıllık bir tarih vardır.
Koca bir tarihi baştan aşağıya yalanlarla yeniden yazmayı başarmış(!) bir iktidarın her konuda özenle davranamamış olsa bile en azından bu katliama dair çok daha dikkatli davranacağını tahmin etmek hiç de zor değildir. Ama herşeye rağmen katliamı yapan ve emri verenler ortadadır; kimliklerinde eski İttihatçılar yazmaktadır doğru, ama onlar aynı zamanda Kuvayi Milliyenin komutanları ve askerleridirler artık. Dünün İttihatçıları (önder kadroları hariç) bütün kadro ve örgütleriyle o gün Kemalisttirler.
İTTİHATÇILIKTAN KOMÜNİSTLİĞE
Mustafa Suphi, Osmanlı bürokrat sınıfına mensup bir ailenin evladı olarak 1882de Giresunda dünyaya geldi. Babası, çeşitli devlet kademelerinde yer almış ve sonunda vali olmuştu. İdadiyi (liseyi) Erzurumda okudu, İstanbulda hukuk tahsil etti. Pariste LÉcole Libre des Sciences Politiquesde Ziraat Bankası ve tarım kredileri üzerine teziyle lisansüstü eğitimini tamamladı. 1908te II. Meşrutiyetin ilanıyla ülkeye döndü ve Galatasaray Mekteb-i Sultanisinde muallimlik yaptı, Yüksek Ticaret ve Tarih Mektebinde siyasi iktisat dersleri verdi. Tanin, Servet-i Fünun ve Hak gazetelerindeki makalelerinde kâh özel teşebbüsçülüğü kâh devletçiliği öneren Mustafa Suphi, 1911de Selanikte İttihat ve Terakkinin 4. Kongresine katıldı. Kongrede İktisat Vekili olmak isteği yerine getirilmeyince İttihatçılara küstü ve Ferit (Tek) ve Yusuf (Akçura) Beyler ile Milli Meşrutiyet Fırkasını kurdu. İttihatçılığa göre daha sağ bir çizgiyi temsil eden fırkanın yayın organı İfhamın editörlüğünü yaptı.

12.01.2015

İGD 39 YIL BULUŞMASI


Bu yıl İGD mizin 39. yılını Manisalı yoldaşlarımızın ev sahipliğinde Teras Restaurant’ta 50 li yaşlarımızın gençlik duygularıyla kutladık.

Uzun yıllar birbirini göremeyen dostların bir araya gelmekten duydukları mutluluk ve coşku salona hakim olan ortak ve tek duyguydu.

Kutlamadan bir ay önce bu gün nerede durduğuna bakılmaksızın, tüm arkadaşlarımızı 76 kuruluş ruhuyla bir araya getirecek genişlikte bir komisyon oluşturuldu. Bu komisyon gecenin organizasyonu için uzun süren bir hazırlık yaparak, en küçük ayrıntıya kadar her noktayı konuştu ve ortak alınan kararlarla gecenin programı oluşturuldu.

Manisalı yoldaşlarımız ev sahipliğinin kendilerine getireceği tüm sorumluluğu çekincesiz bir şekilde yüklendiler.

Mustafa Kutlu, Namık Pekdiker ve Dursun Yılmazer arkadaşlarımız kendilerine yüklenen sorumluluk bilinciyle 1 ay öncesinden gecenin noktalanmasına kadar geçen sürede yoğun bir emek harcayarak bu görevlerini eksiksiz olarak başarıyla yerine getirdiler. Arkadaşlarımızın bu çabaları geceye katılan arkadaşlarımızın coşkusunu kesintisiz yaşamasıyla sonuçlandı.

4.01.2015

İGD 39 YAŞINDA



İGD NİN 39 UNCU KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜ
MANİSA İGD Lİ ARKADAŞLARIMIZIN ÇAĞRISIYLA BU YIL, 10 OCAK CUMARTESİ GÜNÜ MANİSA DA KUTLUYORUZ.

İzmir den  kendi araçları ile gidecek olan dostlarımızın dışında toplu olarak gitmek isteyenler ile birlikte, 10.0CAK. 2015 Cumartesi günü, Bornova metro son durak olan EVKA-3  durağında 18.00 de buluşup, 18.30 da Manisa ya hareket edeceğiz.

Ulaşım için DDDD tarafından  2 adet otobüs temin edilecektir.

Geceye İzmirden birlikte katılan arkadaşlarımız dönüşte en geç saat 24.00 te Halkapınar Metro İstasyonu ve Konak ta bırakılmak üzere Manisa'dan hareket edeceklerdir.
Araçlar Karşıyakaya dönecek olduğundan bu yöne gidecek olan arkadaşlarımız belirtilen duraklarda araçlardan inmeden Karşıyakaya dönebilirler.

ÖNEMLİ NOT: DAVETİYE VE REZERVASYON İÇİN SON TARİH
07. ÇARŞAMBA GÜNÜ SAAT 18.00 DİR.

Geceye katılmak isteyen arkadaşlarımız iletişim ve davetiye temini için bu tarih ve saate kadar aşağıdaki arkadaşlarımızla ilişkiye geçmelidirler.
Namık Pekdiker :0533 722 26 87
Mustafa Kutlu : 0530 323 30 81
Talat Özmen :  0535 985 57 41
Rauf Cankurtaran : 0532 245 57 79
Burhan Yıldırımol : 0539 248 92 70

18.12.2014

İGD 39 YAŞINDA



TKP’nin, 1973 Atılımı kararı ile ülke içinde örgütlenmesini hızlandırmaya başlamasından sonra, Merkez Komitesi’ne bağlı bir “Gençlik Bürosu” oluşturuldu.  1975 yılında TKP'nin görüşlerini benimseyen gençlik kadroları TSİP, TİP gibi legal sosyalist partilere yakın olan diğer ilerici-sosyalist gençlik örgütleriyle bir araya gelerek tek yığınsal bir “Merkezi Gençlik Örgütü” oluşturabilmek amacıyla girişimlerde bulundular. Ortak bir yayın–dergi çıkarmaya çalıştılar. Bu derginin ismi “İlerici Gençlik” olacaktı. Fakat görüşmeler değişik nedenlerle anlaşmazlıkla sonuçlandı. TİP çevresinden gelen gençler, “İlerici Gençlik Dergisi”ni kendileri çıkarmaya başladılar. Bunun üzerine İYG (İlerici Yurtsever Gençlik) ismiyle bir dergi çıkarılması kararlaştırıldı ve “Gençlik, işçi sınıfının ulusal ve sosyal kurtuluş yolunda yürüyecektir” şiarıyla 17 Kasım 1975'te yayınlanmaya başladı. 5 Ocak 1976 yılında da İlerici Gençler Derneği kuruldu.

1.12.2014

İGD 39. YIL


“Cesur, duygulu, güzel çocuklardık
Somut durum "HAYDi" dediğinde, küçüktük, tecrübesizdik,
esnekliği bilmiyorduk.
Ama tüm yüreğimizle, savaşsız, sömürüsüz, sınıfsız, sınırsız
ve gecelerinde aç yatılmayan bir dünya için savaş alanlarına çıktık.
“Yolumuz İşçi Sınıfının Yoludur” belgisiyle
alanlara çıkan İGD’nin savaşım deneyimi,
gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde
aç yatılmayan bir dünya için, bu gün de, Haziran Direnişinde de
barikatlarda yer alan, “İşçi, Köylü, Öğrenci,
Tüm Türkiye İlerici Gençliğinin yolunu aydınlatıyor.
39 yıl sonra sizleri, kuruluş yıllarımızdaki heyecanımız
ve temizliğimizle, bir daha belki hiç gelmeyecek bu çocukları,
ve ortak geçmişimizi selamlamaya çağırıyoruz."
İGD nin 39 ncu Kuruluş yıldönümünü bu kez de MANİSA İGD’li
arkadaşlarımızın ortak çağrısıyla,
10 OCAK 2015 CUMARTESİ GÜNÜ
SAAT : 19.30 da KÜLTÜR SİTESİ, ÇARŞI MİGROS ÜSTÜ,
TERAS KAFE’DE BİRLİKTE SELAMLAYACAĞIZ.

                     İGD

10.11.2014

DDDD CAN YÜCEL ORMANI ZİYARETİ








Derneğimizin 100 civarında üye ve dostlarının katıldığı kayıplarımızı anma etkinliği Bademler köyü Otantik kafe de kahvaltılı toplantı, Seferihisar Can Yücel Ormanlığının yanındaki Ormanlık alanında unuttuğumuz ve yeni kayıplarımız olarak 18 arkadaşımızın isminin panomuza yerleştirilmesi ile devam etti. 
Tunç Soyer başkanımız burada bize katıldı. Daha sonra Sığacık gezintimiz ve bir bölüm arkadaşlarımızı orada bırakarak İzmir e dönüşümüz ile sonlandı. Katılanlara ve etkinliğimize yardımcı olan dostlarımıza teşekkür ederiz.
DEMOKRASİ DOSTLUK DAYANIŞMA DERNEĞİ


25.09.2014

KOBANE DE KATLİAM VAR - AYAĞA KALKALIM.


KOBANE'DE KATLİAMI ÖNLEMEK İÇİN AYAĞA KALKALIM.

Suriye Kürdistanı Rojava’nın üç kantonundan biri olan Kobane; doğu, güney ve batı yönlerinden IŞİD saldırısına uğradı.

Daha önce Irak Kürdistan’ına, Şengal’e saldıran, binlerce Ezidi’yi katleden IŞİD, 15 Eylül’den beri Kobane’ye saldırıyor. Irak ve Suriye rejimlerinden ele geçirdiği tank, füze, çeşitli top ve ağır silahlarla, yine birçok bölgeden getirdiği takviye güçlerle saldıran IŞİD, Kobane kantonunda şimdiye kadar 64 köyü ele geçirdi, IŞİD vahşetinden kaçan çoğunluğu yaşlı, kadın ve çocuk 130 bin kişi Türkiye’ye sığındı.

IŞİD’in saldırısından kaçan Kobanelilerin sığındığı Suruç’ta tam bir kargaşa hâkim. Sığınmacılar yeterli yardım alamıyor, en temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Güvenlik güçleri, dayanışma amacıyla Suruç’a gelen kitlelere saldırıyor, gaz bombası atıyor. Şu anda iki kişi ağır yaralı.

YPG güçleri Kobane kantonunu savunmaya devam ediyor, IŞİD’in doğu bölgesindeki ilerleyişi durduruldu. Ama silah olarak kendisinden çok daha üstün kuvvetlerle savaşan YPG güçlerinin ne kadar dayanabileceği bilinmiyor.

600 bin kişinin yaşadığı Kobane kantonunun merkezine IŞİD güçlerinin girmesi demek, soykırıma varacak büyük bir katliam demektir.

Tüm halkımızı ve duyarlı kamuoyunu Kobane ile dayanışma içinde olmaya çağırıyoruz.

Hükümeti sınırda insanların güvenliğini sağlamaya, sınırdan geçenlere zorluk çıkartmamaya tam tersine her türlü kolaylığı sağlamaya çağırıyoruz. Hükümet, öte yandan Kürt halkının kendisini savunma girişimlerine engel olmamalı, her türlü geçiş yolunu açmalı, tüm insani yardım mekanizmalarını ve olanaklarını devreye sokmalı Kürt hareketine hiçbir müdahalede bulunmamalıdır.

Aynı zamanda aylardır devam eden çözüm sürecinde hızlı adımlar atılmalı, Kürt halkının tüm temel hakları tanınmalı ve güvence altına alınmalıdır.

Barıştan, halkların kardeşliğinden yana olan tüm insanları çok geç olmadan Kobane için ayağa kalkmaya, IŞİD’in katliamına karşı elimizden gelen her türlü çabayla mücadele etmeye çağırıyoruz.

Kerem Kabadayı
Küresel BAK yürütme kurulu adına
24 Eylül 2014

Türban Özgürleşmek midir ?



Gerçek olan nedir? Birilerinin kızların türbana kapanması için, okulları, yurtları, dershaneleri kullanması, kayıt zamanı tren ve de otogarları ile okul kapılarında, hatta öğretim üyesi olmak için gittikleri ülkenin havaalanında masalar kurup gençleri, yuva, aş ve harçlık vererek cemaatleştirmeye çalışmaları mı özgürlüktür, gençleri çaresizliğe düşmekten korumaya çalışmak mı?

Gerçek olan ne, yoksunluk ve devletin sahip çıkmaması nedeniyle cemaatlere yanaşıp türbana girmek mi özgürlüktür, mahalle baskısıyla türbanlaşmak mı?
Gerçek olan nedir, çocuğun, gencin, yetişkinin, cahilin ya da okumuşun kendi iradesine göre hareket edebilmesi mi özgürlüktür, kendisini cemaat liderinin, şıhının ya da şeyhinin iradesine teslim etmesi mi?

Özgürlük, türbana girip Bosna’da, Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da, Filistin’de yaşamı Müslüman’a dar eden Amerika’ya ses çıkarmamak ve Amerika ile işbirliği içinde olanları desteklemek midir?

Türbanı savunanların önemli bir bölümünün, Osmanlı hayranı, cumhuriyetin kazanımlarına karşı, evrim kuramına düşman ve sıkıştıklarında da bilimsel bulgular yerine inanç kitaplarına başvuracak şekilde yetiştirilmeleri mi özgürlüktür?

Gerçek olan ne? Şafii, Hambeli ve Maliki mezhebinden olandan, Alevi’den, Süryani’den, Hıristiyan’dan, Musevi’den, inançları olmayandan alınan vergilerle Hanefi imamlara maaş ödemek ve camileri yaptırmak mı özgürlüktür, Alevilere ve diğerlerine Hanefi din kültürü ve ahlak bilgisi dersini zorunlu olarak dayatmak mı?


Gerçek olan ne, türban çıkmazına sokulan Türkiye’de kim kazanıyor? Demokrasi mi, bilim mi, kadınlarımız mı, emekçiler mi, toplum mu? Ülkenin kaynaklarını pazarlayanlarla AB ve ABD gibi emperyalistler mi?

24.09.2014

EMEĞE SAYGI - 2



Hiçbir şey boşuna yaşanmadı
İzmir'de yaşayan barış, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde yer almış 14 kişiye Emeğe Saygı duygusuyla “iyi ki varsınız, iyi ki yaşadınız, hiçbir şey boşuna yaşanmadı’’ ifadeleriyle plaket verildi.
Demokrasi Dostluk ve Dayanışma Derneği (DDDD),  yaşamları boyunca hayatı iyileştirici ve değiştirici çabalara destek vermiş, bulundukları yaşam alanlarında aktif görevler üstlenmiş, emek, demokrasi ve barış savaşımının mütevazi kişileri olmuş insanlarını hatırlamak/hatırlatmak amacıyla düzenlediği “Emeğe Saygı Buluşmaları”nın ikincisi gerçekleştirdi.
Tepekule Kongre Merkezi’nde yapılan Bilgehan Oğuz’un sunuculuğunu yaptığı etkinlikte İzmir'de yaşayan barış, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde yer almış 14 kişiye buluşma anısına ‘’iyi ki varsınız, iyi ki yaşadınız, hiç bir şey boşuna yaşanmadı’’ ifadeleriyle plaket verildi. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, Bornova Eski Belediye Başkanı Kamil Oktay Sındır ve Çamlıhemşin eski Belediye Başkanı İdris Lütfü Melek’te etkinliğe katılarak plaket verdiler.
Plaket takdimleri öncesinde 14 isim için kısa belgeseller gösterildi. Kişilerin yaşamlarından kesitler sunan kısa belgesellerin ardından sahneye çıktıklarında mücadele anılarından, geleceğe dair umutlarından bahseden katılımcıların konuşmaları sık sık alkışlarla kesildi. Sık sık duygusal anların yaşandığı tören toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.
Dernek üyeleri kuşaklar arası aktarımı amaçlayan Emeğe Saygı Buluşmaları kapsamında adı geçen kişilerle yapılan görüşmelere dayanan bir kitap hazırlandığını ve yakın zamanda yayınlanacağı bilgisini paylaştı.
Etkinlik sonunda, Nuri KILINÇ'a da dernek tarafından onur ödülü verildi
Emeğe Saygı 2 buluşmasında plaket sunulan isimler ve kendileri hakkında yapılan tanıtım özetleri:

MAHMUT DİKERDEM “ KOROTİÇLER






Tüm Korotiçlere açık mektup
Türkiye Barış Derneği Genel Başkanı, emekli büyükelçi Mahmut Dikerdem, bu açık mektubunu, Sovyet "Ogonyok" dergisi yayın yönetmeni olan Vitali Korotiç'in ülkemizde düzenlediği konferanslardan sonra kaleme almış. Büyük Ekim Devrimi'nden 70 yıl sonra liberal demokrasinin savunuculuğuna soyunmakla Batı dünyasında büyük sükse yapan, yerli -yabancı tüm Korotiç'lere seslenen Dikerdem, yaratılan toz duman içerisinde "açıklık" ve "yeniden yapılanma" önermesinin can alıcı noktaları üzerinde bir durum tespiti yapmak gereği duyuyor.
Korotiç'ierin, demokrasi, özgürlük, insanın temel haklan sorunlarını da bilimsel sosyalizm perspektifinden algılamadıklarını vurgulayan Dikerdem, bu kavramların bilimsel içeriğini kısaca yeniden tanımlayarak, Korotiç'lerin gerçek isteğinin burjuva demokrasisi olduğuna işaret ediyor.
Dikerdem, yerli-yabancı Korotiç'lere verdiği son yanıtla mektubunu bitiriyor: "Tüm dönekleri, kaytancıları, devrimden umut kesen aydınları da saflarınıza katın. Yeter ki, bilimsel sosyalizm insanlığın yolunu aydınlatmaya devam etsin!"

Sayın Baylar, Sizlere nasıl hitap edeceğimi bilemedim. Eskiden yoldaş diye anılırdınız ama bu sözcüğü kullanmaya elim varmadı, zaten sizin de öyle çağrılmaktan hoşlanmayacağınızı düşündüm. Her ne ise, bu açık mektubu yazmaya beni iki önemli neden zorladı: Birincisi, sizler yani en büyüğünden en küçüğüne kadar tüm Korotiç'ler- aranıza sayın Mihail Gorbaçov'u şimdilik kaydıyla katmıyorum- son yıllarda sergilediğiniz tutum, yayınladığınız yazılar, yaptığınız konuşmalarla kamuoyunda büyük şaşkınlık, giderek karmaşa yarattınız. Yalnız kişisel olarak değil, dergiler, dernekler, bilim akademileri içerisinde kadrolaşarak sesinizi dünyaya duyurdunuz. Şimdiye değin sosyalist dünyadan duyulmaya alışılmamış bu sesler kamuoyunda yankılandı, büyük ilgi ve heyecan yarattı, ülkelerinizde olup bitenler soluk kesici serüvenler öyküleri gibi izlenmeye başladı.

Bunu söylerken, sadece Batılı ülkelerdeki tepkileri kastetmiyorum. Batı'nın egemen çevrelerinin sizi bağırlarına basacakları kuşkusuzdu. Oralardan yükselen zafer çığlıkları, "sosyalizmin iflası", "Marksizm’e elveda", "komünizm öldü" biçimindeki keskin yargılar beklenmedik şeyler değil. Onlar 70 yıldır düşledikleri bir olayın sonunda gerçekleştiği sanısının sarhoşluğunu yaşıyorlar; sol dünya görüşünün kesin bir darbe yediğine ve bir daha belini doğrultamayacağına inanarak sevinçten uçuyorlar. Bizde bile Marksizm konusunda Karl Marx'ın sakallı olduğundan öte bilgisi bulunmayanlar, "Teknoloji Marksizm’i yenmiştir" diye ahkâm kesiyorlar. Onları ciddiye alırsak bile, çağdaş Sağ'ın fikir babası Raymond Aron’un çömezleri, J.F, Revel gibi sağcı düşünürler sizin başlattığınız harekete kuramsal yorumlar getirerek, günümüzde ideolojilerin sonunun geldiğini ilan etmekten çekinmiyorlar. Kişinin siyasal iktidar karşısında ezilmemesinin en sağlam güvencesinin bireysel mülkiyet özgürlüğü olduğunun artık komünist dünyada da anlaşıldığını söylüyorlar. ABD'de daha ileri gidenler var. Geçenlerde Dışişleri Bakanlığı Siyaset Planlama dairesi başkan yardımcısı Francis Fukuyama'nın hazırladığı bir rapor Vaşington resmi çevrelerinde büyük ilgi ile karşılanmış. Raporuna düşüncesi şu; "Soğuk Savaş'ın sona ermesi batının liberal demokrasi sisteminin toplum yönetiminde nihaî form olarak evrenselleşmesi ve belki de tarihsel sürecin sonu demek olacak tır". Amerikan dışişleri yetkilisi öngörüsünde fazla acele etmiş olsa da, Batı'daki umut ve beklentileri pek güzel yansıtmış. ABD başkanı George Bush da göreve başlarken verdiği söylevde, "yüzyılımızda, belki de bütün tarihte ilk kez hangi yönetim biçiminin en iyi olduğunu araştırmaya artık gerek kalmadı" dememiş miydi?


10.09.2014

TKP 94 YAŞINDA



TKP nin 94 ncü Kuruluş Yılı yurdumuzun her tarafında
"TKP li gurup" lar ve partiler ! tarafından kutlanıyor.
İzmir'de de 2 yasal parti ve bir derneğin bu yıl ayrı ayrı
gerçekleştirecekleri kutlama programları olduğunu biliyoruz.
İllegal kutlamalar da var mıdır bilemiyorum.
Eğer TKP nin 94. yılı değişik partiler ya da guruplar açısından
unutulmayacak kadar önemli ise, yalnızca bu konu üzerinde
bir araya gelebilmenin koşullarının neden aranmadığını, neden
zorlanmadığını sorgulamak gerekiyor..
Bu sorgulamada akla yakın gelen bir tek cevap var.
Guruplar ve partiler diğerlerinin kendi ideolojilerine zarar
vermesinden ve kendilerini yoldan çıkaracaklarından
korkuyor olmalılar.
Peki ama, bu davranış bizlerin aslında kendi teori ve
pratiklerimize de fazlaca güvenmediğimiz ve inanmadığımız anlamına da
gelmiyor mu?
Eğer sınıf partisi olduğumuza, ya da sınıf mücadelesinin içinde
olduğumuza inanıyorsak bu tür etkinlikleri ortaklaştırmaktan
neden korkalım?
Bu gün biz, dağınık diye nitelediğimiz işçi sınıfından daha da dağınığız.
Aynı geleneğe sahip çıkan bizler bir araya gelemiyorsak,
sınıf mücadelesine destek olacak çok değişik düşüncelerle
bir arada olmayı ve birlikte mücadeleyi nasıl başaracağız?.
Geleneğe aidiyet duyan bütün gurupları içinde barındırmaya
uygun bir platform pek ala oluşturulabilir.
Bir arada durmamızı engelleyen bütün sorunlar bu platformda
rahatça konuşulur ve aşılması için çaba harcanır.
Kendimizi bunun için zorlayalım.
Yakınlarımızın partisi ya da gurubu olma kolaycılığını terkedelim..
Birlikte olmaktan, bir arada bulunmaktan kaçan, işçi sınıfına da,
mücadelesine de uzak düşecektir, bunu da anlayalım.